Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

SAYFA : 4


Müsrifmiş

-Salamon be! Benim hanim cok musrif, para yetismiyor. İnanamazsin, Pazar gunu benden 200 frank istedi, Pazartesi 300, Sali 400, Carsamba 500, Persembe 800, dun de 1000 frank!
-Acidim sana be Mison. Nereye harciyor bu kadar parayi?
-Ne bileyim ben, verdigim yok ki...


Aynı yerde

Temel uzun zamandir görmedigi arkadasi Cemal'le Istanbul'da karsilasinca :
- Usak nasilsun pakayum?
- Iyiyum...
- Çocuklarin nasildur?
- Onlar da iyidur.
- Peki karin nasildur?
Temel böyle sorunca Cemal'in birden yüzü degisir...Temel arkadasinin karisinin geçen yil öldügünü hatirlayip hemen söyle der:
- Yani hala ayni mezarda mi yatiyii?


Temel'in gazetesi

Temel bir dag basinda oturuyormus ve en büyük zevki günlük gazete okumakmis fakat tembelmis ve gazete alabilecegi tek yer oturdugu dagin etegindeki bakkalmis.Bu is icin hep Fadimeyi gönderirmis. Fadime birgün sıkılmıs ve pazartesi günü 7 tane o günün gazetesinden almis. Ve pazartesi günü bir gazete verip digerlerini saklamis. Ertesi gün Temel gazete isteyince dün aldigi gazetelerden birini ben cikiyorum deyip islerini hallettikten sonra cikarip vermis. Çarsamba günü yine Temel gazete istemis Fadime yine islerini halledip temele gazeteyi vermis. Persembe günü yine Temel gazete istemis Fadime yine vermis. Aksama dogru Temel Fadimeyi cagirip "Fadime" demis. 
"Dünyada ne salak insanlar var;dört gündür ayni adam ayni yerdeki agaca arabasini carpiyor".


Tren

Temel ve iki arkadasi istanbul'dan Trabzona'a gitmek üzere tren garina giderler. İlk Trabzon treni 1 saat sonradir, bileti alirlar. Ne yapalim bir saat diy düsünürken yemege gitmeye karar verirler. Yemekte sohbet, muhabbet saate bir bakarlar ki 1 saati geçmis. Hemen kosarlar tren garina ama tren gitmiş. Yine bilet alirlar 1 saat sonrasi için. Ne yapalim vakiti nasil geçirelim derken kahveye giderler. Çaylar kahveler sohbetler uzar da uzar ve saate baktiklarinda 1 saat olmasina 5 dakika vardir. Hemen kosarlar gara ama trene yetisemezler.Giseye gidip sorarlar yine Trabzon'a gidicek tren varmi diye.Gisedeki adam
"Bakin bu son tren eger bunuda kaçirirsaniz Trabzon'a bugün dönemezsiniz" der . Bileti alırla yine sikilmislar ne yapalim derken pastaneye gitmeye karar vermisler. Pastalar, kekler, çörekler muhabbet derken saate bir bakmislar ki 1saat olmak üzere hemen kosmuslar gara. Tren yeni hareket ediyor, içlerinden biri uzun ilk vagonu yakalamis, digeri orta boylu son vagona tutmus. Tren gitmis,Temel oturmus yere baslamis gülmeye. Gise memuru yanina gelmis. "Sen ne garip adamsin. 3 tren kaçirdin, arkadaslarin gitti, sen kaldin, aglayacagina gülüyorsun be adam. Temel : "Uy hemserum onlar beni geçirmeye geldiydu ben ona güleyrum"demis.


Çölde

Temel colun ortasinda susuz kalmis. Birden cin gelmis uc dilekte bulunmasini istemis. 
-Su. 
-Bir sise buz gibi su gelmis. Cin, 
-Bu sise hic bitmez. Bittikce kendiliginden dolar, obur dileklerin neydi?.
Temel, 
-Bu siseden iki tane daha.


İNCİR YAPRAĞI

Restoran çok kalabalıktı. Müşteriler arasında o şehre konuk geldiği anlaşılan bir papaz da vardı.Bir ara papaz yerinden kalktı, tuvalete gitti. Döndüğünde bütün müşterilerin kendisine baktığını ve kahkahalarla güldüğünü gördü. Anlayamadı. Yanından geçen garsonu durdurdu:
"Yavrum, niçin herkes bana gülüyor?"
"Şey aziz Peder... Tuvalete girdiğinizde karşınıza gelen duvarda bir çıplak kadın resmi gördünüz değil mi?"
"Evet..."
"Çıplak kadının önündeki incir yaprağını da gördünüz tabii."
"Hah işte,içeri giren biri o yaprağı kaldırıp da altına baktığında ...
Salonda ziller çalarda...
Ona gülüyorlar." 


KARAMANIN KOYUNU

Her mesleğin şerefli bir tarafı vardır.Hahambaşının' kürk şapkası çalındı ve küçükMusevi şehri,bu haber ile çalkalandı.Bu işi, meslekten birinin yapabileceği düşüncesi ile hahambaşı, şehrin en kıdemli hırsızını çağırtarak kendisine sordu:
"Ne diyorsun? Benim kürk şapkayı bulabilecek misin?"
O da düşünüp cevap verdi:
"Belki !..Kürk şapkayı eğer benim öğrencilerimden biri aldı ise,söz veriyorum bulurum.ama eğer sizin öğrencilerinizden birisi aldı ise, ümit yok, gitti bilin !"


REÇETE

Temel eczacilik fakultesini bitirmis.fakat eczane acacak parasi yok, Girmis bir eczaneye: 
- beyefendi sizde sogan var mi? 
Adam Temel'i basindan savmis.Temel bu durur mu? hergun yeni sacma sorularla geliyormus. Birgun eczaci Temel'e: 
-Kardesim senin derdin ne? 
-Burayi bana sat. 
Eczaci kurtulmak icin eczaneyi satmis,birkac gun sonra Eczaneyi satan adam iceri girmis,Temel'e: 
-Siz de sogan varmi? demis...Temel adama 'biz de sogan var ama senin receten var mi?'demis.... 


ÜST KAT

Koca geziden bir gun evvel donmus.. Bakmis karisi yatakta.. Hem de ciplak.. Hemen suzulmus koynuna.. Tam sevisirlerken pencere disardan acilmis. Cirilciplak bir adam.. Soguktan donmus.. Titreyerek "Rahatsiz olmayin. ben ust kattaki kadinla sevisirken aniden kocasi geldi. Pencereden disari guc kactim" demis ve o hizla kaybolmus.. Adam yarim saat daha sevismis karisi ile, giderek daha durgunlasip.. Sonra aniden durmus ve buyuk bir hirsla vurmaya baslamis kadina.. "Ne vuruyorsun?" diye diklenmis kadin..
"Ulan rezil kadin" demis adam.. "Bizim evin ust kati var mi?.." 


SERVETİ Mİ?

Cafer Istanbul'daki gezmeye gitmis. Gezerken acikmis ve Paper Moon'a girmis.. Menuye bir goz atinca gordugu fiyatlar karsisinda oldukca sasirmis. Garson saskin saskin oturan Cafer'e yaklasip sormus:
- Ne yiyeceksiniz efendim?
- "Butun servetimi" demis, Cafer.


Karinca ve Fil

Karinca yillar sonra bir file asik olur ve o gece sabaha kadar otururlar.Bu mutluluga dayanamayan fil sabahleyin olur.Karinca da Allah' a yalvarir ve derki "Allah'im omrumun yarisi aradigim sevgiyi bulmakla gecti, diger yarisida mezar kazmakla gececek." 


Ceset

Savci morga gelen uc ceset icin cagirilmis. Birinci ceset siritiyormus. savci nedenini sormus.  Milli piyangoda buyuk ikramiyeyi kazanip sevincine dayanamadi kalpten oldu demisler. Ikinci ceset yine siritiyormus.  Bu neden siritiyor diye sormus.  Bu da 1 no.lu manken ile sevisirken kalbi dayanamadi cevabini almis. Ucuncu ceset Temelin komurlesmis cesedi imis. Ama o da siritiyormus. 
Bu neden oldu diye sormus savci.  Efendim buna yildirim garpti diye cevap vermisler. Peki bu niye siritiyor diye sormus. Fotopraf gekiliyor sanmis. 


Teknoloji

Temel Eskisehir'den Ankara'ya gidecek bir trene binmis.  Karsisindakine nereye gittigini sormus, Istanbul'a gittigini ogrenince -Tecnoloji ne cadar celisti, pen purada oturayrum Ancara'ya, sen carsumda oturaysun Istanbul'a cideysun. 


Parasut

Temel parasutle inerken asagidan yukselen Cemali gormus. 
- Nereden celeysun, demis. 
- Cephanelikten, demis Cemal. 


ARAMIZ KÖTÜ

Voltaire, ünlü bir kilise düşmanıydı. Bu ünün verdiği korkuyla adamdan ancak fısıltı ile söz edilirdi.
Bir gün kendi köyünden birisi ölüm döşeğindeyken,papaz son dini görevini yerine getirirken, orda hazır olan köylüler, diz çöküp şapkalarını çıkarttılar. Voltaire'in de aynı şeyi yapması üzerine, bir komşusu kulağına fısıldadı: 
"Mösye Voltaire, nihayet siz de Tanrı huzurunda şapkanızı çıkartıyorsunuz."
O da cevapladı :
"Aramız kötüdür ama, selamlaşırız" 


Genetikte uzmanlık

Hepsi de birbirinden iddialı 3 genetik uzmanı, yeni buluşlarını karşılaştırıyorlar. Hayvanlar konusunda uzman olan birincisi anlatiyor. "İnek ve tavuk genlerinden harikulade yeni bir hayvan meydana getirdim. Hem süt veriyor, hem yumurtluyor, eti kırmızı et tadında ama beyaz et kadar faydalı, bence bu yüzyılın buluşu. İnsanlara istedikleri kadar sağlıklı et, süt, yumurta yedireceğim" Böcek genetiği uzmanı çalışmasını açıklıyor. "Arı ile bokböceği genlerini karıştırdım. Yeni türümüz pisliklerden bal yapıyor. Hem bol miktarda hem de inanılmaz kaliteli bal imkanına kavuşmuş bulunuyoruz. İnsanlık için çok faydalı bir gelişme sağladım" Genel genetikçi Dr.Temel iki meslekdaşına bakıyor. "Valla ben de karpuzla karafatma genlerini birleştirdim. Şimdi karpuzu kesiyorsun, bütün çekirdekler yürüyüp gidiyor."


Wilson çivileri


Wilson adında birinin bir çivi fabrikası vardır ve reklama ihtiyacı vardır. Pazarlamacı arkadaşı ile konuşurken arkadaşı "Wilson Çivileri" diye bir reklam ayarlayabileceğini ifade eder. " Bana bir hafta ver" der arkadaşı, "Sana bir kasetle döneceğim" Bir hafta sonra pazarlama uzmanı Wilsonu görmeye gelir. Kaseti videoya koyar ve çalıştırır. Romalı bir asker İsa'yı çarmıha çivilemekle meşgul; yüzünü kameraya çevirir ve "Wilson Çivileri kullanın, Onlar herşeyi taşır" der. Wilson çılgına döner ve bağırır "Senin problemin ne? Bunu asla TV'de göstermezler, Sana ikinci bir şans veriyorum, ama kesinlikle Romalıların İsa'yı çarmıha germesi gibi şeyler istemiyorum." İkinci hafta pazarlamacı elinde başka bir kasetle gelir. Yine kaseti videoya koyar ve çalıştırır. Bu sefer kamera Roma'nın dışından merkeze doğru yakınlaşır ve çarmıha asılı İsa'nın önünde durur. Romalı bir asker yukarı bakar ve "Wilson çivileri, herşeyi taşır."der. Wilson kendini tutar bu sefer. "Sen beni anlamıyorsun, Çarmıhta bir İsa istemiyorum. Sana son bir şans veriyorum, bir hafta içinde yayınlanabilecek bir reklamla gelmeni istiyorum." Bir hafta daha geçer. Wilson sabırsızlıkla beklemektedir. Pazarlama uzmanı yeni kasetiyle gelir. Saçları uzamış bir adam nefes nefese koşmaktadır. Bir düzine Romalı asker de peşinden kovalamaktadır. Tepenin başına gelirler ve askerlerden biri kameralardan birine dönerek: "Keşke Wilson çivileri kullansaydık."


Kör tetikçi

Mafya babasi korumaya aldigi muesseselerden haraclari toplamak icin yeni bir tetikci buldu. Sectigi adam sagir ve dilsizdi. Baba, yeni tetikcinin polisin eline gecerse, fazla bir sey anlatmasinin mumkun olamayacagini dusunuyordu boylece.. Baba, bir gun odemelerin geciktigini fark etti ve tetikciye adamlarini gonderdi. Adamlarin sagir dilsizle anlasmalari mumkun olmadi tabii. Bunun uzerine "Baba" sagir dilsizi odasina aldirtti. Bir de isaret alfabesi bilen tercuman buldular. Tercuman isaretle sordu:
"Para nerde?.." Sagir dilsiz isaretle yanit verdi: Ne parasi.. Benim paradan haberim yok.. Neden bahsettiginizi anlamiyorum." Tercuman tercume etti. "Neden bahsettiginizi anlamiyormus.."
Baba 38'ligini koltuk altindan cekip sagir dilsizin beynine dayadi.. "Simdi sor bakalim, para nerde?.."
Tercuman isaretle sordu: "Para nerde?." Sagir dilsiz isaretle yanit verdi: "Central Park'ta, Bati 78'inci Caddeye acilan kapidan girince soldan ucuncu agacin kovugunda 100 bin dolar var." Baba ofkeyle gurledi: "Ne dedi?.." Tercuman yanitladi: "Dediki hala neden bahsettiginizi anlamiyormus.Ayrica diyor ki, o tetigi cekmeyi de kiciniz yemezmis!.." 


Kiwi

Adamin biri hipermarketin manav bolumunde saticiyi ikna etmeye calismaktadir: "Kivi alacagim, fakat yarim istiyorum..." Saticiyla olurdu-olmazdi tartismasina girerler, en sonunda satis elemani derki:
"Ben icerde mudure sorayim, kivinin yarisini satabilirmiyiz diye...". Mudure olayi anlatmaya koyulur: "Patron, hayvanin biri geldi, kivinin yarisini almak istiyo, ne diyeyim?" Lafini bitirir bitirmez arkasinda birisi oldugunu farkeder, donup baktiginda kivi isteyen musteriyle karsilasir ve konusmasina bozuntuya vermeden devam eder: "Bu beyefendi de diger yarisini istiyor kivinin..." Mudur "tamam" der. Gonderirler musteriyi. Sonra mudur satis elemanini yanina cagirir: "Akilli bir adama benziyorsun. Kendi kendine dustugun zor durumdan gene kendi basina kurtulmayi bildin. Nerelisin sen?" Satici: "Yeni Zellandali"yim" "Neden geldin peki Amerika"ya?" "Orada iki cesit insan vardir: Fahiseler ve rugby oyunculari" "Benim karim da Yeni Zellandali" "Kariniz hangi takimda oynuyordu efendim?"  


Laz ve muz

Lazın biri hayatında ilk defa memleketinden çıkmış güneye, Adana'ya gidecekmiş. Adana'da buna bir hevenk muz ikram etmişler "memleketinde yersin" diye. Aradan birkaç ay geçtikten sonra Adanalılar Trabzon'a geri dönen laza mektup yazmışlar, mektupta da sormuşlar "nasıl, muzları beğendin mi" diye.
Laz da cevaben gönderdiği mektupta "beğendim ama çekirdekleri çok büyüktü" demiş. 


SAYFA : 5