Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

YETİMİNİM.

Sen gittin

Hayatın öbür ucunda bıraktın beni

Issızlaştı şehir

Yetim kaldı şarkılar

 

Sen gittin

Ummanımı besleyen dereler gitti

Enlemler boylamlar

Ülkeler gitti

Şaşırdı yönleri kuzey ve güney

Demirden kavilik,yelden hafifilik

Savaşlar barışlar gitti

 

Sen gittin

Aşımın hamuru gitti

Sen gittin

Yapımın çamuru gitti

Sen gittin

Nisanın yağmuru gitti

Sen gittin

Dünyanın uğuru gitti

Söylesene ağzımın tadı mı kalır

Hangi beyaz keyif çatar çayımda

 

Sen gittin

aralandı sahte dünyam yokluğa

Bir yağ emmez çıkrık kolu hatıran

Sen içimde büyüdükçe, ben küçülüyorum

Adını kazıyamadı zaman

Nar tadından

Kar suyundan

 

Sen gittin

Devletim gitti

Sen gittin

Servetim gitti

Sen gittin

İzzetim gitti

Sen gittin

Saadetim gitti

Yıkılmış bir hisar kaldı tevarüs

Bulutlara kan karıştı ardından

 

Sen gittin

Örtüm gitti

Açıktayım cascavlak

Muhteşem rüzgarlar dağımı yoklar

Tüm yangınlar beni yakar önce

Tipi bir yandan boran bir yandan biler dişini

Bende kalan en son yanını ister

 

Sen gittin

Elim gitti

Sen gittin

Dilim gitti

Sen gittin

Gülüm gitti

Baştan sona diken dolu gülistan

Yediveren suya saldı ıtrını

Kırağ düştü bülbüllerin sesine

Akreplere kaldı bütün türküler

 

Sen gittin

Kalakaldım tamtakır

Zenginliğim eteğinle sürüldü

Bir yığın suç, zillet bastı hanemi

Ataşten gömlek giydim, şerbet içtim kızılcık

Tacirlere bayram oldu gidişin

 

Sen gittin

Ben bittim

Ne olur

Benden uzak tutma nurunu

Nerde aşk varsa oraya yetişir elin

Yalnızlıklardan beni yine

Korursa sevdan korur ancak

divider.gif (2406 bytes)

KUBBELER.

Dün başlar seferber, eller seferber;
Kurşun eritildi, mermer çekildi.
Bunlar, bu kubbeler, bu minareler
Akçayla olacak işler değildi

Böyle bir gemide yendi suyu NUH.
Ve bu yelkenlerde kanatlandı RUH.

Taşıtıp kalyonla pırlanta, inci
Abide haline koydu sevinci
Gergefle işleyip bir inci sultan
Ki çiçek verirdi saksıya koysan

Bulabildinse ey yolcu yerini
Hepsinin alnında altından bir ay.
Seyret İstanbulun camilerini
Minare minare, kubbe kubbe say

Açılır masmavi burda gökyüzü,
Gümüşten sütunlar üstünde durur...
Kimin gölgesi dinlenir yerde,
Kiminin beyazı sulara vurur

Allaha giden yol buralardadır,
Kapılar açılır şerefelerden,
Burdan uğurlanır mubarek aylar,
Bayram burda başlar arifelerden

Mihraplar, kemerler, kubbeler yapmış,
Sultanı, çerisi, piri, veziri,
Nesilden nesile götürsün diye
Kanatlar üstünde şanlı TEKBİRİ

Nice başbuğların açtığı yerde:
Biri yardan geçmiş,öteki serden,
Yolcular gidiyor yarına doğru,
Kafile kafile bu köprülerden

Kuşun uçuş, gülün açış saati,
Tanrının fermanı yüce kubbede
Duyulur uyanık Fatihin "Uyan!"
Dediği uzaktan Sultan Ahmede

Diken dikmiş, yakan yakmış mumunu,
Şamdanlar şamdanlar, ulu şamdanlar.
Ki aydınlığıyla, asırlar boyu
Yolunu bulurdu yolda kalanlar

Burda kubbe, kemer ve mihrap olmuş,
O kıvrak şekli ki serhadde yaydı;
Atlas bayrakların dalgalarında
Rüzgarla öpüşen ince bir aydı.

Kimi yıkanırdı şadırvanlarda
Tekbire HU HU katıyor kimi;
Beyazıt önünden güvercinlerin
İncidir yemi...

Söyleyin ey nazlı haber kuşları:
Tuna boylarından müjde geldi mi?

Uzaklarda kırık minarelerden
Gökte bir kapıyı vurur leylekler;
Bir gün açılacak o büyük kapı
Ve kanatlar yere inmeyecekler.

Taraf taraf, kol kol şu yamaçlardan
Açtıkça fetihler tarihi Türkün
Kubbeler erecek bir gün murada
Ve minareler dal verecek bir gün.

Geçerken altından bu loş kemerin
Menekşe menekşe gül güldür içi..
Kapanmaz kapısı Allah evinin
Ki beş vakit gürül gürüldür içi.

Çinliler çinliler taze çinliler:
Boyası göz nuru, fırçası kirpik...
Ey sanat " Kuruyan dallarımıza
Bir yeşil yaprak ver " demeye geldik

Biri hattın; biri mermerin, tuncun,
Kurşunun sırrını aramış bulmuş;
Yesari elinde "Lafza-i Celal"
Sinan'da kubbeyle minare olmuş

İşte bir kubbe ki söyler saati...
Yolcu ilk, dalgalar son cemaati,
Mavidir çinisi, yenidir adı;
Mermerini sisler karartamadı.

Şahzade, Laleli, Haseki Sultan...
Hepsinin üstünde Süleymaniye...
Süleymaniyeden, Ayasofyadan
Yollar iner dal dal Yenicamiye.

Yelken yelken, seren seren gemiler;
Yamaçta, kıyıda, yolda Camiler,
Bu Horasan, mermer kurşun dağları
Omuzunda taşıdığı çağları.

Taşıyacak daha çağlar boyunca
Ve yer çekmeyecek, yere koyunca.
Yolları arkada bırakan hızla;
Kanatlarımızla, atlarımızla

Aşarken toprağı, taşı, denizi
Bu kurşun memeler emzirdi bizi.

Böyle bir gemide, yendi suyu NUH...
Ve bu yelkenlerde, kanatlandı RUH...

divider.gif (2406 bytes)

GAMZELİ YÜREĞİM AKREP KISKACINDA

"Ay Karanlık" öylemi;

oysa hisetmeyen ürpermeyen sevdalar,gönüller karanlık..

Bitti geçti öylemi..

aahhh bakir leyli geceler de huzur vermez artık..

Hem papatyalar üşüyormuş;sevdalı ruhlar üşüyormuş kimene..

Bir de;

Kays'ı olmayan biçare gönüller

rüzgarı son nefesiyle söndürme uğraşında

"ERKEKLER AĞLAMAZ" öyle mi??

Ahhh..

Kırkikindiler dokunsa

yeşil gözlerde kırbaç yiyen çingene sevdalı biçare gönlüme

Ama nafile öyle mi??

Ve

düşünüyorda haketti mi??

Neden

neden

neden

Sonra

Yusufi zindanlarım da Züleyham "KAR TANEM" nerde..

Ve

Ben nerdeyim..

Hani,

yangın yüreklerde

türkü ferahlığı arayan sevdalı gül dallarıydık bizler.hani..

AMA ama ...

Şunu bil..

Vurgun yemiş denizci ağlarından çıkan kara sevdalara inat

SENİ SEVİYORUM

SENİ ÇOK SEVİYORUM

ne hikmetse

SENİ HALA ÇOK AMA ÇOK SEVİYORUM..

Seni ÖZLÜYORUM..

divider.gif (2406 bytes)
BİR GENÇLİK ÖZLÜYORUM



Bir gençlik özlüyorum; haksızlıktan davacı.

Yerine göre vakûr, sırasında kavgacı.

Bir gençlik özlüyorum; dili ok gibi doğru.

Gönlünde Hak'tan başka bir şey yok gibi doğru.

İradeli ömrünü zaferle süsleyen.

Davasının uğrunda her derdi göğüsleyen.



Bir gençlik özlüyorum; mert ve alkolden uzak

Bir gençlik özlüyorum; her kötü yoldan uzak

Bir genç; eğriden uzak, mutlak gerçeğe yakın,

Yalanların düşmanı, en sadık dostu Hak'kın.

Olanlardan haberdar, şuurunda herşeyin,

Omuzunun üstünde doğru düşünen beyin,

O beyin ki; her türlü boşluklardan paklanmış,

Güzellikle dost olmuş, çirkinlikten saklanmış.

Yıllardır bu topraklar böylesi gençliğe aç

Yurdum manayı inkar etmeyen beyne muhtaç

Kıyısından geçmemiş, alkol, kumar, iğrençlik,

Kitapla ve kalemle sırdaş, nurlu bir gençlik.

Ustaca kullanacak kılıcı ve kalemi,

Avucunun içi gibi öğrenecek alemi,

Bu gençlik yenergeri kalmışlık belasını,

Getirir omuzunda fennin en âlâsını.



Yalnız bir Yavuz değil, yüzlerce gözlüyorum,

Hepsi ayrı bir "Fatih" bir gençlik özlüyorum.

divider.gif (2406 bytes)