masalları geç sevgilim
yüzünde kaç kaf dağı yıkılıyor
geç bunları
kaç yürek uçtu
bu bahardan bilir misin
gözyaşımda kaç
Zümrüd-ü Anka kuşu boğuldu
hangi aynaya baksam
kaçıyor ayna benden
hangi patikaya girsem
dolanıyor ayaklarıma
beni öpme
hayır öpme sevgilim
dudaklarım tanrısal bir şey taşımıyor
yer ve gök kaç kez yaktı beni
bilir misin?
Kaç kez beynimi elime alıp
dağlara kaçtım
alnımda yıkık günahlarla
zor da olsa masallarla geldim
sevgilim
yüreğini eline al
beraber yıkalım şu kaf dağını
geçelim, geçelim masalları
![]()
sana cümleler uzatacaklar
eller yok
kaç gece ağladın
gözyaşında kim gizli?
senin için maniler yazmazlar
kafiyen yok
atıldığın macera ucuz
kutsadığın toprak yavan
sıyrıl yavaş yavaş
ellerimden
![]()
DEGER MI?
Yerdeki kazanç, gökteki iflâsa deger mi?..
Bir lahza düsün, hâbire bir gölge pesinde,
Kin aski, hebâ ettigin ihlâsa deger mi?..
Bir hançere dönmüs nice dil, bunca dövüs ne?
Yoksa cüce mîrâs, yüce mîrâsa deger mi?..
Gayrindaki her lutfa nefislerde hased var;
Rûh, kapkara kâbûs gibi bir pasa deger mi?..
Çek narkozu bak; kalbe degil sâdece fayda,
Doktorlara mahsûs ise baypasa deger mi?..
Mecbûr eder ömründe fazîletleri terke,
Dostluk, sana hâin olan eshâsa deger mi?..
En izbe yerlerde, karanlik köselerde,
Cân mülküne olmussa tuzak, elmâsa deger mi?..
Nûr cümbüsü hâlinde dogan nûr dolu gözler,
Meydan çöpü olmus deli rakkâsa deger mi?..
Sen ömrünü tüttür bakalim zift bacasindan,
Bu zevk, sonu kanserle biten yasa deger mi?..
Hinç zakkumu yersin de burusmaz mi o agzin?
Vâh; kevseri terkeylemisin; tas'a deger mi?..
Hep bizler için bir sürü nesveyle öterken,
Gamsiz kabalik, güldeki hassâsa deger mi?..
Sor; etmeli aslinda melekler bile gipta,
Hayvân sifati almasi bir nâsa deger mi?..
Sus simdi Sükûtî, kimi gördünse kulaksiz,
Hak söz, o sagirlik dolu mikyâsa deger mi?..
Yerdeki kazanç, gökteki iflâsa deger mi?..
![]()
Hasret Kasîdesi
Ah nasil sever gönül, O Nebiyy-i Zîsani,
Bir kus gibi çirpinir burda insanin cani!
Âsiklik sözle olmaz, yürekte yara vardir,
Zaman mekân boyunca hiç dinmez ki hicrâni!
Ey yel dallari oynat, hos kokular al getir,
Bilsen ne haz veriyor, hayâl etmek bu âni!..
Su gönlümün içinde bir gonca mekân tuttu,
Yâre kavusmadikça derdi bilmez dermâni!..
"Yâ esefâ!"1 demek var, Yakub olanlar için,
Elim ermez bir seye gurbet vurur kervani!..
Dünya gam degirmeni, ben onu döndüren sel,
Istemem böyle yansin, ne dost, ne bir ihvâni!
Gülzâr-i Medine'den bana haberler getir,
Ey Sevgilinin kusu, dalima kur yuvani!..
Sabahlar ugramiyor benim hicran geceme,
Can gibi özlemisim, suyunu ve havani!..
Her çiçekte kokun var, nefesin gül yagdirir,
Bastigi topraklarin ben olsam bahçivani!..
Yanaginin günesi âlemi süsleyen Ay,
Rahmeyle bu hakîre, Ey Nebîler Sultani!..
Askin doyumsuz pinar, nazarin kalbe sifâ,
Cömertligine had yok, Sen seversin ihsâni!..
Seçilmis tek incisin, vasfina yetmez kelâm,
Ugursuz iblislerin kâr etmez ki bühtani!..
Inkârin kuyusunda yüzerken Ebû Cehil,
Tas dile gelip dedi: "Ey kör, Ahmed'i tani!"
Bastigin topraklarda gül yasemen boy verir,
Ey âlemin övüncü, bu ne isve fidani?..
Öyle Cemâlin var ki, Ay bir Mecnun kesildi,
Melekler Ars'a tasir seherlerde duâni!
Gögün, yerin, mahserin, Seyyidi sensin elbet,
Bin Cennete bedeldir, tek su 'Levlâk' nisani..
Güzellik ilkbahari kapina çadir kurdu,
"Cennetü'l-Bakî"ye al bu gönlü perisani!..
Ey Allahin Resûlü, ey misli bulunmaz Tek,
Askina râm eyledin nice cihangir hani!..
Hizir'in hayat suyu, kevserinden bir katre,
Kimse degil bir sensin, bu mülkün Süleymani!..
Ask, edep ve güzel huy seninle kemal buldu,
Deryalar gibi coskun simdi gönül cihani!..
Isminin bereketi dudaklara tat verir,
Kim bir salât okusa Hak yagdirir gufrâni!
Penceremin önüne ay otagini kurdu,
Hasret gazeli okur dudaginin mercani!..
Bu ayrilik derdine Lokman çâre bilmiyor,
Ey Nebî! Dinmeyecek gönlümün feverâni!
![]()