fısıltılar
geçmişin o ürkek hüznü geziniyordu
yaprakların sürüklendiği aşınmış yolda
ve derin gece gözlü kız bakıyordu
nemli yıldızlar süzülürken camda
çok uzaklardan duyuldu bir neyin ağıtı
ve bir selvi salındı rüzgarda ölümlü
beyaz azgının uçuşuyordu yelesi
bir el uzanırken karanlık yüklü
hanımelinin büyüsüydü belki o anı saran
ya da solgun bir gülün yasıydı bana seslenen
belki bir rüyanın sarhoşluğuydu hiçliğe varan
ve bir kayık batıyordu dalgalara gizli
![]()
CANIM OL GİTME (1)
Seni bu topraklar yer, bitirir
canım ol gitme.
Buğdayın türküsünü dinle,
Dudağında kalsın un tadı,
varsın olsun gömleğinde
kırmızı toprak lekesi,
canım ol gitme...
Bu şehir yutar seni;
bir fabrika atığında,
Kusar seni...
![]()
CANIM OL GİTME (2)
Eski bir battaniyeyi üzerimden sıyırıp
yeni bir güne uyanıyordum...
Duvardaki takvim yaprağı
neden böyle sararmış?
Tavandaki iki karış örümcek yuvası.
Saksıdaki çiçekler kupkuru,
Döküme uğramışlar.
İçimdeki bu heyecan
kalbimdeki bu acelecilik neden?
soruyorum yaşlı duvara, "Neden?".
Sararmış yüzüyle aynada karşılaşıyorum;
Tanrım ! Tanrım ! bu ben miyim?
yerdeki gazete gibi yanlızlık vurmuş bedenime.
Sayfalarımız anılarda kalmış, birer birer.
Peki ya sevmediklerim nerdeler?
Toprağı kazıyıp bir bir koklamak,
sevmek istiyorum onları...
ve yanlızlıIğım bir şiir gibi okşuyor duygularımı,
ve gözyaşlarım akıp gidiyor yaşlı çizgilerden.
Gençliğim siyah-beyaz resimde, kızgın.
Haykırıyor duvarlara, acılarımın
umutlarımın hesabını soruyor.
Ve yüzüme bile bakamıyor gençliğim,
ve "Yeniden başlamalı" diyor.
![]()
CANIM OL GİTME (3)
Nasihatname
Daha tükenmedi mi
yanaklarında beliren gözyaşları ?
Başında acı titreşimleriyle
sızlanan ağrılar,
tükenip gitmediler mi,
Küçük kara kIz...
Oysa sen doğarken;
Doğa, ılık rüzgarlarını üflemişti yanaklarına.
Sen hayata gözlerini açarken,
sonsuzluk gösterisi yapılmıştı,
Ay'ın öncülüğünde geceye yıldızlar katılmıştı.
Peki neden, küçük kara kız...Neden ?
O sevimli başını düşüncelerle çizgilemek
ve mavi gözlerini bırakmak boşluklara, neden...
Sen daha tomurcuk bir gülsün.
Korkma bırak yapraklarını açsınlar.
Dağıt kokunu sinsin güzelığın.
Bu vahşi ormanda, gündüzler ne kadar sıcak,
Geceler ne kadar soğuk olursa olsun!
Yeter ki tuttuğun dal güçlü olsun gülüm.
![]()