Değil Redifli Gazel
Konuş,
ağzını bağlayan dikenli teller engel değil
Engel değil Nusaybinli bir çifçinin
komşu tarlalarda kendi sesiyle söylenen
şarkıları dinlemesine
hiçbir şey engel değil
Zindan engel değil
Zulüm engel değil
ve dikenli teller
hiç engel değil
Çiçekler nasıl yarıyor toprağın bağrını bak
Benim çiçeğim zambak değil, gül değil
Mayınlı tarlalarda baharla açan
gelinciğe vurgunum
ve laledir onun adı benim dilimde
gelincik değil
Kırmızı duvaklı sevdiğim benim
Senin için ölüme bile gitmedim değil
Dikenli tellerden uzandım hani
ve elim erişti erişecek eline
jandarmalar ensemizdeymiş meğer
mermiler ayırdı benden yarimi
yaşadım bu kara sevdayı ben
hayal değil, düş değil
Nerden düştüm bu sevdaya öylemi
Bunu söylememe ölüm bile engel değil
Ben lalemin isyanına vuruldum
çiğnenmemiş toplarları sevmesine vuruldum
özgürlüğe özgürlüğü sevmesine vuruldum
ehlileşmez boyun eğmez ırasına vuruldum
ben lalemin her baharda yeni baştan isyanına vuruldum
Zulmü kavramamış çocukluğumu
Dönüp dönüp hatırlamasına vuruldum
mayınlı tarlaları boyarken kullandığım
boyam fırçam modelim olmasına vuruldum
Yani bu dev aşkı göğermem boşuna değil
Konuş
Konuş senin susmana toprak razı değil, gök razı değil
bakalilirsen gözünün içine öksüzlerin
öldürse bu gözler öldürür seni
zindanlarda işkence çekmen değil
Hayır bu yakıcı gözler susmana razı değil
Be hey şairim zulmün topu tüfeği
senin şiirinden daha etkili değil
Konuş; Mısra yağdır zulmün siperlerine
Köşeye çekilip sinmek senin harcın değil
Yerin göğün görlek nağarasıdır sesin
bunca utanç arz için taşınası değil
Haydi sür kelimeleri kitabın namlusuna
İsabet alan zalimin yarası iflah olası değil
![]()
Üç Deniz
1.
yolun iki yanı dağ
dağın arkası deniz
siz var ya siz
denizi göremezsiniz
2.
bütün atlar benimdir
ve şu parlak kanatlar
yani benimdir yani
bütün kanatlı atlar
3.
üç dağın arkasında
üçe böldüğüm deniz
siz var ya siz
bunu bilemezsiniz
![]()
Neden?
Üç yıldız aradım tüm gece
Boynuma inat seviştim gökyüzüyle
Öyle göz bebeklerim akana kadar irisime
Yoklardı,
Nedendi,
Nasıldı,
Gitmişlerdi...
Ama nereye?
Nereyeyse nereye işte
Gitmişler anlasana sarı kuru şişe
Çıkar cebinden diğer yıldızları
İyisi mi sen onlarla oyalan bir süre
Hem “nereye?” diye soru mu olur be sultan hanım
Efendi ol ciğerimi ye
Olmaz mı canım?
Neden gök böyle bilinmeyen bir renkte
Çini mürekkeple kavga etmişçesine
Neden ay fısıldamıyor
En çok alkış alan şarkının melodilerini
Ayağa kalkıp beklerkenki bizlere
Neden bu gece bu kadar gündüz
Ve
Karanlığın hakkı gündüzde saklı?
Karanlığın hakkı deyip geçme
Hele sen önce bir bismillah de
Ayın, güneşin sana ayırmalık
Vakti mi var sanıyorsun?
Ne aptalsın, ne tuhafsın
İzdivaç vaktin gelmiş senin
Al şu nakışı da otur biraz işle
Boğuluyorum sanki
Bilmem kaç metrelik çam denizinde
Neden böyle yeşil her yer?
Denizin çamlısı olmaz derler
Ufak at, kuşlar da yesinler
İlla ki her yer yeşil diyorsan eğer
Morfindendir güzelim,
Morfinden...
İki mandal alıp saçlarına iki yandan takasın
...ki
Bir an önce hayaller aleminden çıkasın
İçimi kemiren umutsuzluk
İçim acıyor, ağlıyorum üstüne
Gözlerim yanıyor, yere basmıyor ayaklarım
Bulutlar üzerinde bir “ben”im
Her şey anlam yoksunu, her şey uçuk, silik
Ölmek de çözüm değil yaşanmıyorken
Neden bu çıkmazlık, bu tutukluk?
İçin için “içim” diyorsun
Umutsuzluk dediğin kene olmasın
Mavi bulutlar üzerindesin, ayakların yerden özgür
Üstüne üstlük ağlayıp gözlerini de yakıyorsun
Sakın tecavüze uğramış olmayasın?
Ellerime bakıyorum benim değiller sanki
Gözlerim, kulaklarım da öyle
Bir boşluktayım
Ya uçuyorum ya yüzüyorum
Ama hangisi bilmiyorum
Neden bu tutarsızlık, bu anlam düşmanlığı
Bu karanlık
Aynı zamanda da bir o kadar aydınlık
Sarı uzun başaklar tarlalar üzerinde
Neden göz kırpıyor bana, neden gülüyor?
Bıktım bu oyundan, usandım palavralardan
Gitme vaktidir bu vakit
Elvedalar sizin olsun
Yolculukları daha da zorlaştıran elvedalar...
Sinirlerin bozulmuş senin
Uzan şöyle rahatla da
Anlatmaya başla çocukluğundan
Serin serin
Çok soru soruyorsun be güzelim
Nedeni nasılı yok bu oyunun
Gitme vakti diyorsan gidersin elbet
Gitmeden önce şu elvedaları
Masama bırak bir zahmet
Ben sana daha ne diyeyim
Verecekse Allah belanı versin
Hadi uza artık ben de rahat edeyim
![]()
Kuşlar Kalır
Geriye
...ne kadar uzağa uçabiliyorsa
gavya
sevdiğim kuş,
Ölüm kadar sessiz bir kumsala oturmuş,
süzüyor gölgesini aydınlığın.
...unutmadan kanatlarını
kardelen
karındeşen
serseri
pek belli
ne işin var ayazda?
...ve ne kadar tizse sesi
gittikçe kızarır perdeleri
kartopu oynayan
yarasaların
...o kadar yakıcıdır güzelliği
bir kedi
iki fare
üç tilki
dört kilo peynir
beş tavuk
altı güvercin
yedi kilo buğday
sekiz akrep
dokuz yılan
on kilitli demir kafes
on bir gün
bir kedi
...gökdelen tanımaz bir sumrunun.
balaban
bal bakan
bal kokan
tatlı kuş
sazlıktaki kuytusuna kurulmuş
ötüp durur bir vapur düdüğünü
olur da bir gün
uzak denizlerde rastladığı kaptan
duyup gelir diye sese
bir yandan da kara kara düşünür
ya çıkagelirse?
kaçmalı mı?
itiraf mı etmeli bu yalanı,
bir ufak teselliye?
![]()