SANIRIM KEDER ACIYA DÖNÜŞTÜ VE BİZ HİSSETMEDİK
sanırım neşe coşkuya dönüştü ve biz hissetmedik
çiçekli bir dal büküldü bölündü ikiye ve yokoldu
sanırım bir gözyaşı yuvarlandı denize ve biz hissetmedik
sallanırken içimizdeki salıncakta haykırdı kalbimizin sirenleri
sanırım dikenli bir çalılıktı yanan içimizde ve biz hissetmedik
sönünce ateş dumanlar sarıp büyüttü ufkumuzu
sanırım biri ezdi kalbimizi ve biz hissetmedik
bir bulut yağmur damlası hafifliğinde taşıdı bizi
sanırım kırdık onun da belini ve biz hissetmedik

KALKMAK YA DA KALKMAMAK
Mantığın
- Hadi, kalk! diyor,
Ne idüğü belirsiz başka bir ses haykırıyor :
- Ne olur bir dakikacık daha...
Dakikalar dakikaları
Kovalıyor ha kovalıyor.
Ardından o son dakika gelince
Şöyle bir sert çıkarsın içindeki sese :
- De git işine be!
Panik içinde yataktan fırlarsın
Hışımla saate bakıp
Neden beş dakika önce kalkmadım diye
(Beyhude) kendine kızarsın.
Kalk, yüzünü yıka, giyin
Traş ol.
Sadece beş dakikan var.
Ah bir bardak sıcak çay olsa da içsek mi diyorsun?
Hadi dostum hadi,
Dellenme sabah sabah.
Git işine!
Üsküdar'da sabah oldu

UYUKLUYORSUN
Gözler kaymış,
İki kapanıyor, bir açılıyor.
Mübarek sanki göz değil mehter takımı.
Neredeyse nefes alıp verir gibi
Esniyorsun...
Tatlı bir rehavet çökmüş üstüne.
Bırak artık çalışmayı.
Centilmence teslim ol.
Sen kaybettin
Uykuya yenildin.

SANA YAKIŞMAZ AĞUSTOS BÖCEKLERİNİN ÇAĞRISI KADAR HİÇBİR ŞEY
manzaranın gizli kuralısın sen
gün be gün olan değişim
oynatılmaz yerinden kayadaki yürek
duyuyorum tatlı kavun nefesini
yağmur renkleriyle yazdım senin sözünü
parmaklarım sokak serserisiydi
gözlerim ilk saatlerin yağmacısı
sen suskun tutku zamanı öksüzlerin
bizi kimse var etmedi kendiliğimizden varız
