Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

Seni - Yalnız Seni 

Seni - yalnız seni der yüreğim 
Yalnız seni - yalnız seni - yalnız seni 

Günümde gecemde nice tutkularım 
Seni der - yalnız seni - yalnız seni 

Bir ışık dileği şavklanır karanlıklarda 
Derininden derininden seslenir bilincin 
Yalnız seni der - yalnız seni - yalnız seni 

Nasıl çarparsa var gücüyle karayel 
Durgunluğa suskunluğu "son" diye 
Öyle çarpar aşkına başkaldırışım 
Öyle çarpar - öyle ses verir acılı : 
Yalnız seni der - yalnız seni - yalnız seni - yalnız...

Rangon 1927 

Rangon'da hayli geç bir vakitti benim için. 
Her şey olup bitmişti: 
kandan, 
ve altından bir kent. 
İnen ırmak 
vahşi ormandan 
sıcak kente, 
beyaz derililer için beyaz otelli 
ve altın renkliler için pagodlu 
bu cüzamlı sokaklara: 
ordaydı hep 
olan 
olmayan. 
Rangoon, yaralı merdivenler 
tükürükleriyle 
tembul ağacının 
Genç Birman kızları sarıyordu 
çıplak bedenlerini 
ipekle 
eşlik eder gibi ateş 
dansa, 
o yüce dansa: 
pazara giden ayakların dansına, 
balesine sokaklar arasında bacakların. 

Saçlarımın üstünde yüce bir ışık 
açtı göksel bir küreyi, girdi gözlerime 
ve dolaştı damarlarımda 
gövdemin en son köşelerini, 
gereken yetkeyi buluncaya dek 
bir sürgün aşkı, ölçüsüz bir aşk üstüne. 

Her şey böyle geçti, farketmedim onu 
demir gemiler önünde 
pis suları yanında 
Martaban'ın: gözleri 
bir erkek arıyordu: 
demirin sert 
rengiydi onun rengi de, 
demirdendi saçları, 
bir atı nallar gibi nallıyordu güneş onu. 

sevgilimdi o benim, ama bilmiyordum daha. 

Oturmaya gittim yanına onun 
hiç bakmadan 
yalnızdım çünkü 
ve ne ırmak arıyordum ne batan güneş, 
ne yelpaze arıyordum 
ne ay ışığı ne para, 
sadece bir kadın, ellerim için, 
göğsüm için bir kadın istiyordum, 
ha gümüşten, kara derili, orospu, erden, 
ne olsa kabulümdü, 
sevmek için istiyordum onu, sevmemek için, 
istiyordum onu tabak yerine, kaşık yerine, 

İstiyordum onu çok yakına, öyle yakına 
ısıracak kadar dişlerini öpüşlerimle, 
hoş kokulu istiyordum onu, kimsesiz kadını, 
kızgın bir unutuşla can atıyordum ona. 

O da ister miydi, 
istemez miydi bilmem benim istediğimi, 
ama işte Martaban'da, yakınında demirden suyun, 
gece gelince, orada yükselerek ırmaktan 
dev balıklarla dolu bir ağ gibi, 
gittik onunla ben birlikte gömmeye kendimizi 
acı sevincine umutsuzların.

Öyle Çok Baktım Ki 

Öyle çok baktım ki güzelliğe 
onunla dopdolu hayalim. 

Gövdenin hatları. Kırmızı dudaklar. Hazla dolu kollar bacaklar 
Sanki Yunan yontularından alınmış saçlar, 
her zaman güzel, taranmış olsalar da, 
hafifçe düşüvermiş solgun alınlara. 
Aşkın yüzleri, tam şiirimin 
istediği gibi... gençliğimin gecelerinde, 
gizlice buluştuğum gecelerinde.

Ölü Asker 
                                                              Zeynep ve Derviş'e 

Nasıl da çok istemiştim 
savaşa gitmeden 
sevgilimle evlenmeyi 
ama nereden bilebilirdim 
ki silahın 
demirine çarpıp 
saklandığım yeri belli edeceğini 
parmağımdaki yüzüğün...