Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

BENCE MALUMDUR 

dikenin 
kalbime battığı bir sonbahar günüdür 
sen elini bulutların içinde gezdirirsin 
bulutlar senin gözlerinin üstünde yürürler 
içini kurtlar kemirir 
bence malumdur 
buğulanmış camların arkasında masmavi yüzün 
senin ateşler içinde olduğun 
bence malumdur 
ellerin muhakkak çocuk elleridir 
hep kimsenin bilmediği türküler düşünürsün 
onlar neden daima okul türküleridir 
Süleymancıktan bahseder 
kara toprakta açık yeşil bir yıldız gibi akıp giden 
Süleymancıktan 
ve karınca yuvalarından bahseder 
ışıksız kömürsüz karınca yuvalarından 
gökyüzünde kızıl bir hilalin kaydığını görürsün 
sen ansızın gökyüzünde görünürsün 
gözlerinin rengi 
bence malumdur 
elinde değildir akşam serinliğinde üşüsün 
Eylül'den itibaren geceler hazindir uzundur 
sokaklar yorulur uykuya varıp gelirler 
sokakların üstüne bulutlar gelirler 
bulutların üstüne yıldızların gözleri gelir 
bir yıldız bir yıldızın ardınca gider 
yıldızların kayboldukları yer 
bence malumdur 
karanlıkta bir şeyler kopar dağılır 
uzaktan yabancı sesler duyulur 
sen elini bulutların içinde gezdirirsin 
elin hayallerimi dağıtır 
bilirsin 
sen elini bulutların içinde gezdirirsin 

BEN RUHI BEY NASILIM

I

Gordun mu hic suyun yanmasini tuzda
Gordum ben bu yasam boyu iniltiyi
Buyuk bahcelerin kucuk icinde
Saksilarin birinde
Gordum de
Uyurken uyandirilmis gibi
Beni bir sardunya buyuttu belki.

O ben ki
Bir kadinda bir cocuk hayaleti mi
Bir cocukta bir kadin hayaleti mi
Yalnizca bir hayalet mi yoksa.

Ne peki
Yere dokulen bir un sessizligi mi
Goge birakilmis bir balon sessizligi mi
Isini bitirmis bir org tamircisinin
Tuslardan birine dokunacakkenki
Dikkati ve tedirginligi mi

Bekler mi beni
Her yani, ama her yani cocuklar gibi gulumseyen
Bir suru yaz gununun icinde
Acaba bekler mi beni
Uykularim, o sonsuz uykularim
Yanmis bir limonluktaki
- Ve limonlar ki her gun bir yaprak ayininde
Sesini hic eksiltmeyen -
Ama bilmez miyim ben
Bilmez miyim hic
Boyle sig hayallerle oyalanmak yerine
Kisacik bir zaman olmaliydi elimde
Turfanda meyva gibi bir zaman
Yollar ve yollar kateden tadi ve eksiligi
Gecerek erguvanlarin donemecinden
Leylaklarin dort yol agzindan
Yapistirincaya dek beni dudaklarina
Acinin dudaklarina ve gecmisin
Bir yaban gulu yapragi gibi beni
Ama ne gezer.

Korkmuyorum artik solmaktan
Solmaktan ve solgunluktan
Gelmisim nerelerden boyle
Kurumus bir dere yatagi gibi
Ya da pek kurumamis da
Baygin, hasta ya da cancekisen
Cirparaktan yuzgeclerimi dip dularinda
Ya da yer tahtalari, musamba, ortuk perdelerin kasvetini
Yorgun duserek tasimaktan
Ve ne cikar ayirmasam kendimi
Sularin buyuk ickilere kavustugu koylardan.

Koylardan
Kapsayan o sevimsiz, o kucuk asklari da
Eskiyen turunclar gibi ilk rengini pek aratmayan
Ayirmasam kendimi
Diyorum ayirmasam
Kohnemis bir geminin - izine pek rastlanilmayan -
Icindeki bir yolcudan da, degerli taslarla dolu cepleri
Cepleri yuregi cepleri
Ayirmasam da ben
Kim gorurdu o yolcuyu, yani kim farkederdi beni
Siradan acilardir cunku butun ilgileri toplayan
Oysa sikintiyi burusuk bir ic camasiri gibi saklayan
Bu kimiltisiz govde
Gorulmemistir ki hic gorulsun simdi
Gorulmedigi gibi gundogumundan havalanan kuslarin
Ya da bir oda kapisini actiginiz zaman
O muthis ogle sicaginda
Pencerenin onunde orgu oren birinin
- Orgu mu, bir cay bardagini baska baska tutan ellerin becerikliligi mi -
Gorulmedigi gibi
Ama var miydi sanki gorulmeyi isteyen
Var miydi bir seyler bekleyen yuregimin eskittiklerinden.


II

Ve her sey hizla yetisti sonra
Sari bir gunun kahverengi yarinina.

Yikilmis bir agacin ustunde yillarca oturdum da
Gozleri avina benzeyen bir avciydim sanki
Agac da curumus zaten
Kazimis, oymus bir yerlerinden gelip gecen onu
Agac mi, ici yillarla dolu bir kutu mu
Cozmek icin mi acaba iclerindeki bir gizi
- Gizi mi, bir giz gereksinmesini mi -
Yoklamislar orasindan burasindan
Kim bilir.

Ama sessizlikten baska ne bulmuslar
Onemsiz bir iki anidan baska
Ya insan kiliginda ya da bir dekor taskinliginda
Sorarim ne bulmuslar
Coktan yeni bir umuda donusmustur onlar da
Anilar.

Oysa bambaska seyler olmaliydi agacta
Kazilmis, oyulmus yerlerinde agacin
Buruk mayhos, daha cok da bir zehir tadindaki
Bir seyler olmaliydi. Ve sanki
Yillar var ki saklamisim orda ben

Saklamisim anlasilan
Odasinda yapayalniz doguran bir kadinin
Disa vurmak istemedigi
Ya da pek gereksinmedigi
O iniltiyi andiran
Duyurulmayan her seyi.

III

Ve her sey donustu iste
Kahverengi bir carsambadan
Sapsari bir cumartesiye.

Ansizin bir ruzgar cikti demin
Colde yanit arayan alayci bir ruzgar
Kolali bir ortu gibi acitiyor yuzumu
Yakiyor gozkapaklarimi da
Toplayip getiriyor anilarimi bir bir
Uzun yollari hic sevmeyen anilarimi.

(Kac turlu girilirdi anilardan iceri?
1 - Iste! bir zambagin ozsuyunun icilisi gibi
2 - Sut emer gibi bir memeden
Butun renklerin ve butun kokularin bir bir bilinisi
3 - Dibini kaziyor alanlar: dunyanin iccekisi)

(Ansak mi anmasak mi
Yeri mi simdi degil mi
Bir tren yolculugunda ve her yerde
Her seyin ya da hicbir seyin hic mi hic cekilmezligini
Bir hafta tatilini, bir ogle vaktini, belki bir pazartesiyi
Saatler iyi
Adamlar guluyorlarsa iyi, gulmuyorlarsa gene iyi
Ve butun yolcularin dalgin
Koparip koparip bir seyler yediklerini
Gorunuste kararsiz
Gorunuste uzgun, endiseli
Gorsek mi acaba, gormesek mi
Acip da kapali gozlerini arada
Soyle bir gorunumu tek bir solukta
Yalandan, inatla icine cekenleri
Ya da bir kopruden gecerken, bir tunele girerken
Belirtip yuzlerinde cok gormuslugun izlerini
Bir tilki cevikligiyle, acele
Katarak yolculuga hic yoktan bir gizemliligi
Bilmem ki, gormesek mi
Durunca tren bir istasyonda
Dudaklari catlamis, atesli, hasta bir istasyonda
Dunyanin butun elma saticilarina bakip
Bakip da her seyi ilk defa taniyormus gibi
Uzanip pencerelerden sarkik gerdanlariyla
Tutarak parmaklariyla yalanci
Ve ucuzundan bir kolyeyi
Acaba gormesek mi
Bir treni ve dunyada tren olan her seyi.

Ansak mi anmasak mi acaba
Yeri mi simdi, degil mi
Sirasini bekleyen bir kadinin, hasta
Gereginden fazla abartilmis yuzunu
Besbelli igrenirdiniz
Cevirirdiniz gozlerinizi yer tahtalarina
Bir duvar saatine ya da kapiya
Telefona bakardiniz, tirnaklarinizi incelerdiniz uzun uzun
Kisaca
Kacinmak isterdiniz o yuzden - ama bitmedi -
Gordunuz, goruverdiniz bir daha
Siyrilmis acilardan ansizin
Sevecen, durgun, sade
O yuzu
Belki de, orda, acele
Karar verdiniz
Bir anneniz olsun isterdiniz boyle
Ve belki de sarilip opmek isterdiniz onu
Her neyse...

Soylesek, yeniden mi soylesek simdi de
Ben uzun yollari hic sevmem
Dogacak bir cocuk gibi beklemeli anilar
Ansizin dogmali, ansizin olmeli saniyelerde.)


IV

Birakip gidiyor anilarimi ruzgar
Denize birakilmis copler gibi
Yol kenarlarinda birikmis gereksiz esyalar gibi
Geri veriyor ve cekip gidiyor usulca.

Bulanik bir havuzun yaninda buluyorum kendimi
Bakimsiz, taslari kirik bir havuzun yaninda
Icinden koyu yesil bir cocugun baktigi
Curumeye yuz tutmus yaprak renginde
Aglamasi yagmurlu bir sundurmaya benzeyen
Kirik iskemleleri, catlamis mermer masasiyla
Yagmurlu bir sundurmaya
Ve pencerede belli belirsiz bir kadin
Pencerelerde ve her yanda.

Bir cocukta bir kadin hayaleti mi
Bir kadinda bir cocuk hayaleti mi
Yalnizca bir hayalet mi yoksa.

(Nerdeyim
Kelebeklerden dokunuslar alan bir yaprak gibi inceyim
Para bozduranlarin az cok bildigi
Adres soranlarin gene bildigi
Bir sokakta bir asagi bir yukari
Saatlerce dolasanlarin hemen hemen bildigi
Amansiz bir gucenigim.)

Geri getiriyor bunlari ruzgar
Geri getiriyor anilmasi kirmizi bir konagi da
Iniltili, hasta bir konagi da
Catisinda baykuslarin tunedigi
Birtakim iplerin dugumlendigi tahtaboslarda
Ve butun konusmalarin bir tek cumlede toplanip
Suskunlugu bir anit gibi yukselttigi
Bir konagi ve konagin olanca gorkemini
Geri getiriyor ruzgar.

(Konaksa yandi coktan
Tertemiz bir asfalt ezip gecti onu
Iyi biliyorum tertemiz bir asfalt
Ezip gecti onu
Kirmizi bir konak mezari golgesi birakarak.)

Ve yillar ve gunler ve saatler ayarlandi
Caddeler, ishanlari, kahveler ayarlandi
Meyhaneler, genelevler
Pasajlar, dar sokaklar, gecitler
Soguk biralar ayarlandi, soguk her sey
Ve butun iliskiler
Birden yerini aldi.

Ve her sey yetisti gene
Sari bir carsambadan
Kahverengi bir cumartesiye.

V

Ben Ruhi Bey, nasil olan Ruhi Bey
Nasilim
Bir yaz ikindisinden ciktim geldim
Diyelim bir pazartesiydi, biraz da soyle geldim
Kapiyi iyice kapadim
- Kapadim mi, evet kapadim -
Citlembik agacinin altindan gectim
Frenk uzumlerinden bir iki salkim kopardim
Dislerimle siyirdim
Sardunya renginde ve sardunya tadinda idiler
Biri fotografimi cekiyorkenki gibi durdum
Azicik gulumsedim
Ve dunya bana gulumsedi
Cakillarin ustunden yurudum
Yurudum ki, bir sese benziyordum sanki
Yuzyillarca once kirilmis bir kemik sesi
Iyice duydum
Cikarken bahce kapisini acik biraktim
- Cok yuksekti. Deniz dibi renginde ve demirdendi. Ustunde
aslan basi kabartmalar vardi. Iki yaninda cok yuksek iki
duvar uzar giderdi. Disardan cam agaclari gorunurdu.
Bir kirbac gibi gorunurdu. Ve agaclarin ustunde kirbac
kiliflarina benzeyen ve evlatliklarin mavi pazen giysilerini
andiran kalinlasmis bir gokyuzu dururdu -

On sekiz on bes trenine yetistim
Genis kadife koltuga oturdum
Puromu yaktim - iki kibrit harcadim -
Aksam gazetelerinde pek bir sey yoktu
Haydarpasa'ya kadar bulmaca cozdum
Iskelede saclari cok iyi taranmis bir kiz bana bakti
Bakisindan tedirgin oldum
Giyimsizdi, boyasizdi, bakimsizdi
Vapurla Karakoy'e gectim
Tokatli'ya ugradim
Kopruden aldigim Fransiz dergilerini karistirdim
Kirazla bir kadeh raki ictim
Cikarken boy aynasinda kendime baktim
Oldukca yakisikliydim
Gomlegim tertemizdi, beyaz ceketim
Tertemizdi ve ayakkabilarim
Pantolonum utulu
Yelek cebimde ince altin bir zincir
Sari ve ince biyiklarim
Tam Ruhi Bey biyigiydi
Ve iki parmagim arasinda bir cicek sapi
- Zakkum muydu, degil miydi, belki yaz pati -
Boynumda menekse rengi bir papyon
Hafifce sarkik
Dudagimda bitti bitecek bir sigara
Kenarinda dudagimin
Disari ciktim.

Tunele bindim, Asmalimescit'teki Viyana Lokantasi'na geldim
Avusturyali kari koca beni karsiladilar
Ikisi de egilerek ben dimdik durdukca onlar bir kez daha egilerek sonra
yuz kez bin kez ve durmaksizin egilerek beni karsiladilar
Benden baska oldukca sisman iki adam daha vardi, Beyaz Ruslardandilar,
gozleri necef tasi gibi sert ve parlakti
Tezgahta bir Leh Yahudisi votka iciyordu, yuzundeki ince damarlar fircayla
cizilmis gibiydi, bir silinip bir canlaniyorlardi
Soguk et getirdiler bana, omlet, bira falan getirdiler
Ustune kremali ahududu getirdiler, likorle kahve getirdiler
Cikarken bolca bahsis biraktim.
Markiz'e ugradim, dort mevsimden suzulmus bir konyak ictim
Duzeltip arada bir biyiklarimi
Uclari hafifce islak
Bir ara pencere caminda kendime baktim
Baktim ki, ben Ruhi Bey
Nasil olan Ruhi Bey
Daha nasilim.

Oradan Galatasaray'a kadar yurudum
Bir kadinin pembe beyaz teni dagilip ucusarak
Gezindi ortalikta bir sure
Ve durdum
Durdum bir guzel yaz ikindisinden cikip
Bambaska bir sonbahar sabahini giyininceye kadar
Nasilim.

VI

Nasil olacaksiniz Ruhi Bey
Bugun de erkencisiniz Ruhi Bey
Sarapla bira mi iciyorsunuz Ruhi Bey
Boyle sabah sabah Ruhi Bey
Aksam aksam Ruhi Bey
Aksam sabah Ruhi Bey
Cigara alir miydiniz Ruhi Bey
Yakalim Ruhi Bey, yakalim
Boyle usumuyor musunuz Ruhi Bey
Benim de ayakkabilarim su aliyor Ruhi Bey
Ne olur ne olmaz
Onumuz kis Ruhi Bey
Ee, daha nasilsiniz Ruhi Bey
- Iyiyim, iyiyim.

(Gelsem gelsem bir solgunluktan gelirim
Kizgin bir sardunyanin ustelik uvey cocugu
Pembe pembe azarlanirim
O olur ben azarlanirim
Kocaman bir konakta uzarim kisalirim
Ellerim tirnaklarim
Yeni kirpilmis bir koyun derisi gibi pespembe
Ve sicak
Gozlerim, gozlerim benim
Denizi ilk defa goren bir cocugun
Birdenbire yaslanmasi neyse.)

Sizinle goruselim Ruhi Bey
Vaktim yok, vaktim yok
Ruhi Bey goruselim
Vaktim yok gorusmeye kimseyle
Ruhi Bey!
Kendimle bile, kendimle bile.
(Olmaz ki kimse kimseyi sevemez
Ama hic kimse.)

BENİ ALNIMDAN ÖPMEYECEKLER


beni anlnımdan öpmeyecekler 
çünkü kimliğimde yazan herşeyi sildim 
bir ananın, bir babanın oğluyum yalnızca 
bulutlara yarsıyan gençliğim eyvahla son buldu 
dikenli tellerde parçalandı vücudum 
uysallığın hattında 
yağmura aldırmıyorum artık 
karatenli kızların kokularından bıktım 
şairliğimle barıştım, sonra gökyüzüne giden 
gözlerini öptüm, arasıra parmak uçlarını 
ne yana düşer yüzüm, yüreğim orta yerde 
parmağımı yak sevgilim 
insanlar bakıyorken usulca, şamdanları yak 
atları öldür imrahor yokken 
bele bebeğini toprağa, yüzü yüreğine dönük 
sezgisi zakkum ağaçlarında 

Çevremdeki  Adam 

Karanlık korkuyordu kadın 
istanbul dolusu hüzün gözlerinde, 
Bir çöl susuzlugu dudaklarında 
Bir adam için, 
Duyarlarmış bir adam .. 

Duvardaki resme takıldı gözleri. 
Birşeyler büyüdü içinde. 
Büyüdü,daha büyüdü,çok daha büyüdü 
Kocaman bir dağ gibi 
Deverildi kadın gecelerce